.

Sabri EROL. Blogger tarafından desteklenmektedir.

16.6.19

Etiketler :

Dün artık tarih oldu, yarın ise bir bilmece, bugün sana hediyedir

Dün Artık Tarih Oldu, Yarın ise Bir Bilmece, Bugün Sana Hediyedir


''Dün artık tarih oldu, yarın ise bir bilmece, bugün sana hediyedir bunun kıymetini bilmek gerekir.''  orjinali bir ingiliz atasözü "yesterday is history, tomorrow is suprise,today is present" 





Bir gün, lisede iken, eve dönerken sınıfımdan bir oğlana rastladım . Kayl idi ismi. Okuldaki bütün kitaplarını sırtlamışa benziyordu.
Kendi kendime, "Neden biri okuldaki kitaplarını eve getirsin Cuma Akşamı, gerçekten hafız olmalı bu oğlan" diye düşündüm.
Benim hafta sonum planlanmıştı bile (arkadaşlarımla yarın öğleden sonra, partiler ve futbol), omuzlarımı silktim ve yoluma devam ettim.
Yoluma devam ederken, bir grup oğlanın ona doğru koştuklarını gördüm. Onu itelediler, bütün kitaplarını düşürttüler ve çelmeleriyle oğlanı çamur içine düşürttüler.
Gözlükleri uçup oğlandan üç metre öteye çimene düştü. Oğlan başını kaldırdı, gözlerinde derin bir acı gördüm. Kalbim burkuldu oğlancık için. 
Ona doğru sekeledim, gözlüklerini bulmak için emeklerken gözündeki bir damla yaşı gördüm.
Gözlüklerini ona verirken "Serseri herifler" dedim. Başka yapacak işleri yok sanki. 
Bana baktı ve "Teşekkür ederim" dedi. Kocaman bir gülümseme belirdi suratında.
Gerçekten minnetkarlık ifade eden bir gülümseme idi. Kitaplarını toparlamasına yardım ettim ve nerede oturduğunu sordum.
Tesadüf ya, bize yakın oturuyormuş. Neden daha önce gözüme çarpmadın diye sordum.
"Daha önce özel okula gittiğini söyledi."
Daha önceden özel okula giden bir arkadaşım yoktu hiç. Hep beraber eve yollandık ve kitaplarının bir kısmını ben taşıdım.
Arkadaş olunacak birine benziyordu. Arkadaşlarımla beraber futbol oynamak ister misin dedim. Evet dedi.
Hafta sonunu beraber geçirdik, biraz daha tanıdım Kayl'ı, biraz daha ilindim ve arkadaşlarımda ondan hoşlandılar.
Pazartesi sabahı geldi ve Kayl bütün kitaplarıyla okula dönüyordu. Durdurdum ve "Bu kitapları her gün taşımakla güzel pazı yapacaksın" dedim.
Güldü ve kitaplarının yarısını bana uzattı. Ondan sonraki dört sene içinde Kayl ile çok iyi arkadaş olduk. Okulun son yılında koleje gitmeyi düşünmeye başladık.
Kayl Georgetown kolejine karar verdi, bende Duke kolejine gidecektim.
Arkadaşlığımızın süreceğinden emindim ve aramızdaki kilometrelerin bunu etkileyeceğini sanmıyordum. O doktor olacaktı, bende futbol bursuyla iktisat okuyacaktım.
Kayl sınıf birincisiydi. Her zaman onun hafızlığıyla gırgır geçiyordum. Sınıf birincisi olduğu için mezuniyet töreninde onun konuşma yapması gerekiyordu.
Çok memnundum ortaya çıkıp ta konuşma yapmak bana düşmediği için.
Mezuniyet günü Kayl'ı gördüm. Çok yakışıklıydı kerata. Lise boyunca gelişen ve benliğini bulanlardandı Kayl. Gerçekten oluştu ve pazılaştı ve gözlükler yakıştı da oğlana.
Bütün kızlar seviyordu onu ve benden çok kız arkadaşı vardı. Bazen kıskandım onu doğrusu. Bugün o günlerden biriydi.
Heyecanlı olduğunu sezdim yapacağı konuşma dolayısıyla. Sırtına yapıştırdım bir tane ve "Aslan oğlan, becereceksin, korkma" dedim. 
Bana o minnettar dolu bakışıyla baktı ve gülümsedi. "Teşekkürler" dedi.
Boğazını temizledi ve konuşmaya başladı:
"Mezuniyet, bizlere buraya kadar gelmemize yardim edenlere teşekkür etme zamanıdır. Anneniz, babanız, öğretmenleriniz, kardeşleriniz, belki antrenörleriniz? Fakat en çok arkadaşlarınız?
Birisiyle arkadaş olmak o kişiye verebileceğiniz en büyük hediyedir. Sizlere bir hikâye anlatacağım şimdi."
Arkadaşıma inanılmaz bir ifade ile baktım, o, kalabalığa bizim ilk tanıştığımız günü anlatırken. Tanıştığımız günün hafta sonu intihar etmeyi planlamış meğerse.
Annesi sonradan okula gidip acı içinde onun dolabını boşaltmak zorunda kalmasın diye, meğerse o gün Kayl okuldaki dolabını tamamen boşaltmış ve eve taşıyormuş.
Bana derinden baktı ve gülümsedi.
"Şans olarak kurtarıldım intihar etmekten. Arkadaşım beni kurtardı bu faciadan."
Topluluk mırıldanmaya başladı yakışıklı arkadaşımın hayatının en zor zamanını anlatmasına. Annesi ve babasının bana baktıklarını ve minnet dolu gülümsemelerini gördüm.
O ana kadar durumun bu kadar önemli olduğunu anlamamıştım. Hareketlerinizin neticesini hiç bir zaman boşa vermeyin. Küçük bir müdahale, diğerinin hayatını tamamen değiştirebilir. Her zaman karşılık 
beklemeden iyilik yapın. 

Arkadaşlar melekler gibidir, bizi ayağa kaldırırlar kanatlarımız uçmayı unutunca.



*2006 yılından bir e-postadan.




0 yorum: